Türkiye'nin yakın tarihinde derin izler bırakan Madımak olaylarının yıl dönümünde konuşan Saadet Partisi Esenyurt İlçe Başkanı Kemal Aygün, yaşananların yalnızca 2 Temmuz 1993'te meydana gelen bir olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Sivas doğumlu olduğunu hatırlatan Aygün, yıllardır Madımak üzerinden yürütülen tartışmaların hem şehir halkını hem de toplumsal birlikteliği olumsuz etkilediğini düşündüğünü ifade etti.
Çocuk yaşta tanıklık ettiği sürecin etkilerini bugün hâlâ hissettiğini belirten Aygün, olayların Türkiye'de farklı kesimleri karşı karşıya getiren bir kırılma noktası hâline getirildiğini savunarak, yaşananların arka planının çok yönlü değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
"Sivaslı olduğumu söylediğimde aynı soruyla karşılaştım"
Madımak olayları yaşandığında henüz 10-12 yaşlarında olduğunu belirten Kemal Aygün, ilerleyen yıllarda Sivaslı olduğunu söylediğinde aynı soruyla karşılaştığını anlattı.
"İnsanlar bana hep 'Yakanlardan mısın, yananlardan mısın?' diye soruyordu. Bu soru beni her zaman derinden etkiledi. Çünkü olayın Türkiye'de yıllarca eksik ve yanlış değerlendirildiğini düşünüyorum."
"Toplumu karşı karşıya getirmeyi amaçlayan bir süreçti"
Madımak olaylarını yalnızca yaşandığı gün üzerinden değerlendirmenin doğru olmayacağını ifade eden Aygün, yaşananların toplumdaki kutuplaşmayı artırmaya yönelik planlı bir süreç olduğunu düşündüğünü söyledi.
"Türkiye, bulunduğu coğrafyada güçlü bir ülke. Tarih boyunca da zaman zaman toplumu birbirine düşürecek olaylarla karşı karşıya kaldık. Ben Madımak'ı da insanların birbirine olan öfkesini büyütmek, toplumsal ayrışmayı artırmak amacıyla hazırlanmış bir senaryonun parçası olarak görüyorum."
"Biz birlikte büyüdük, birlikte yaşadık"
Sivas'taki çocukluk yıllarını anlatan Aygün, Alevi ve Sünni vatandaşların Anadolu'da yüzyıllardır iç içe yaşadığını belirtti.
"Bizim köyümüz Sünniydi ama çevremiz Alevi köyleriyle çevriliydi. Düğünlerimiz, cenazelerimiz, bayramlarımız birlikte geçti. Babamın en yakın dostları o köylerdeydi. Biz hiçbir zaman böyle bir düşmanlık görmedik."
Toplumda oluşturulmak istenen ayrışmanın Anadolu insanının gerçekliğiyle örtüşmediğini söyleyen Aygün, bu tür olayları gerçekleştirenlerin toplumun doğal yapısını yansıtmadığını ifade etti.
"Milli Görüşçü olmasaydım solcu olurdum"
Programda siyasi hayatına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kemal Aygün, dikkat çeken bir ifade kullandı.
"Ben Milli Görüşçü olmasaydım kesinlikle solcu olurdum. Çünkü gerçek anlamda sol düşüncenin savunduğu adalet, emek ve insan odaklı anlayışın birçok yönünü önemsiyorum. Bana göre Milli Görüş de insanı merkeze alan bir anlayıştır."
"İslam'ın şiddetle yan yana getirilmesini doğru bulmuyorum"
Madımak olaylarının ardından oluşan algıya da değinen Aygün, İslam'ın şiddetle özdeşleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.
"Olaylardan sonra sanki bunu ancak dindar insanlar yapabilirmiş gibi bir algı oluşturuldu. Tıpkı bugün IŞİD üzerinden İslam'ın anlatılmaya çalışılması gibi... Ben bunların tamamının İslam'ın özüne zarar verdiğini düşünüyorum."
"Bizim inancımız insanı yaşatmayı esas alır"
İslam'ın temelinde merhametin bulunduğunu ifade eden Aygün, inanç anlayışını şu sözlerle anlattı:
"Bizim inancımızda yürürken karıncaya bile zarar vermemek öğütlenir. Böyle bir anlayışın insan yakmakla yan yana getirilmesini hiçbir zaman kabul etmiyorum."
"Masum insanların mağdur edildiğini düşünüyorum"
Madımak davasındaki yargılamalara da değinen Aygün, bazı kişilerin haksız yere ceza aldığı kanaatini taşıdığını belirtti.
"Adalet mekanizmasının her yönüyle sağlıklı işlemediğini düşünüyorum. Olaylarla ilgisi bulunmadığı hâlde mağdur olduğunu düşündüğüm insanlar var."
"Kuklaya değil, kuklacıya bakmak gerekir"
Merhum Başbakan Necmettin Erbakan'ın sözünü hatırlatan Aygün, olayların arka planının araştırılması gerektiğini savundu.
"Erbakan Hocamızın söylediği gibi; 'Kuklaya değil, kuklacıya bakmak gerekir.' Olayların görünen kısmından çok, perde arkasının araştırılması gerektiğine inanıyorum."
Dönemin Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun olayların büyümemesi için çaba gösterdiğini savunan Aygün, Saadet Partisi'nin ve muhafazakâr kesimin yıllar boyunca haksız eleştirilere maruz kaldığını ileri sürdü.
"Bin yıllık kardeşlik bu olaylarla bozulmaz"
Konuşmasının sonunda Alevi ve Sünni vatandaşların yüzyıllardır aynı topraklarda birlikte yaşadığına dikkat çeken Kemal Aygün, toplumsal birlik ve beraberliğin korunması gerektiğini vurguladı.
"Bu insanlar Selçuklu'dan bu yana aynı coğrafyayı paylaşıyor. Yüzyıllardır birlikte yaşamış insanların bir günde birbirine düşman hâline gelmesi bana göre hayatın doğal akışına uygun değil. Bu olayların, kardeşliğimizi zedelemesine izin vermemeliyiz."







