<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>HABERDESİNİZ</title>
    <link>https://www.haberdesiniz.com</link>
    <description>Güncel Son Dakika Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberdesiniz.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 25 Jun 2026 23:47:51 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayram Sonrası Sofralara Balık Tavsiyesi]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/bayram-sonrasi-sofralara-balik-tavsiyesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/bayram-sonrasi-sofralara-balik-tavsiyesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı boyunca artan kırmızı et tüketiminin ardından uzmanlar ve sektör temsilcileri daha hafif beslenmeye geçilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’nin kurucusu ve kamuoyunda “Balıkçı Kenan” olarak tanınan Kenan Balcı, bayram sonrası dönemde balığın sofralarda daha fazla yer alması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Bayram süresince yoğun et tüketiminin sindirim sistemini zorlayabileceğini belirten Balcı, balığın hem hafif hem de besleyici yapısıyla bu dönemde önemli bir alternatif olduğunu ifade etti.</p>

<h2>“Balık vücudun toparlanmasına yardımcı olur”</h2>

<p>Balık tüketiminin sağlık açısından birçok fayda sağladığını vurgulayan Balcı, özellikle bayram sonrası beslenme düzeninde balığa yer verilmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Balcı, “Bayramda kırmızı et tüketimi doğal olarak artıyor. Ancak sonrasında vücudun dinlenmeye ve dengelenmeye ihtiyacı var. Bu noktada balık, hafif yapısı ve besin değeriyle öne çıkıyor. Düzenli balık tüketimi hem kalp ve damar sağlığına katkı sağlıyor hem de vücudun ihtiyaç duyduğu önemli besin öğelerini karşılıyor” dedi.</p>

<h2>Haftada En Az İki Gün Balık Önerisi</h2>

<p>Sağlıklı beslenmenin bir yaşam biçimi olması gerektiğini belirten Balcı, vatandaşlara haftada en az iki gün balık tüketmelerini tavsiye etti.</p>

<p>Balık tüketiminin bağışıklık sisteminin desteklenmesine de katkı sunduğunu ifade eden Balcı, özellikle çocukların gelişim döneminde ve ileri yaştaki bireylerin beslenmesinde balığın önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="" height="1200" src="https://haberdesinizcom.teimg.com/haberdesiniz-com/uploads/2026/06/b-k4.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Hamsi Hem Lezzeti Hem Fiyatıyla Öne Çıkıyor</h2>

<p>Balık fiyatlarıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Balcı, Karadeniz hamsisinin vatandaşlardan yoğun ilgi gördüğünü belirtti.</p>

<p>Bu sezon hamsinin hem iri hem de lezzetli olduğunu kaydeden Balcı, kilogram fiyatının 200 lira seviyesinde olduğunu söyledi. Hamsinin ekonomik bir seçenek olduğunu vurgulayan Balcı, bir kilogram hamsinin üç kişilik bir ailenin öğün ihtiyacını karşılayabildiğini ifade etti.</p>

<h2>“Sofralarınızda Balığa Yer Açın”</h2>

<p>Bayram sonrası daha dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzenine geçilmesi gerektiğini belirten Kenan Balcı, vatandaşlara balığı sofralarından eksik etmemeleri çağrısında bulundu. Balcı, düzenli balık tüketiminin sağlıklı yaşamın önemli unsurlarından biri olduğunu sözlerine ekledi.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/bayram-sonrasi-sofralara-balik-tavsiyesi</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/haberdesiniz-com/images/haberler/no_headline.png" type="image/jpeg" length="97584"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hızlı Kilo Kaybı Kas ve Kemik Sağlığını Etkileyebilir]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/hizli-kilo-kaybi-kas-ve-kemik-sagligini-etkileyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/hizli-kilo-kaybi-kas-ve-kemik-sagligini-etkileyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dönemde kilo verme amacıyla kullanılan zayıflama iğneleri, sosyal medyada hızla yayılan paylaşımlarla birlikte yoğun ilgi görüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hızlı kilo kaybı vaat eden bu yöntemler birçok kişi tarafından tercih edilirken, uzmanlar bilinçsiz kullanımın yalnızca yağ kaybına değil; kas ve kemik yapısında da ciddi kayıplara yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kontrollü ve doğru uygulanan kilo verme süreçleri, özellikle eklem sağlığı açısından olumlu sonuçlar sağlayabiliyor. Vücut ağırlığında yaşanan azalma sayesinde diz ve kalça eklemlerine binen yük hafiflerken, hareket kabiliyetinde de artış görülebiliyor. Fazla kilonun vücutta kronik baskı oluşturduğu belirtilirken, sağlıklı kilo kaybının eklem yıpranmasını yavaşlatabileceği ifade ediliyor.</p>

<h3>“Hızlı Kilo Vermek Sağlıklı Kilo Vermek Anlamına Gelmez”</h3>

<p>Uzmanlar, zayıflama iğnelerinin bazı kişilerde iştahı ciddi şekilde baskılayabildiğini ve bunun da kontrolsüz kalori kısıtlamasına neden olabildiğini belirtiyor. Özellikle yeterli protein tüketilmediğinde ve egzersiz yapılmadığında, vücudun yalnızca yağ değil kas dokusunu da kaybettiği vurgulanıyor.</p>

<p>Son yıllarda sıkça gündeme gelen ve halk arasında “zayıflama yüzü” olarak adlandırılan çökme ve sarkmaların aslında tüm vücut kas yapısını etkileyebileceğine dikkat çekiliyor. Uzmanlar, hızlı kilo kaybının dışarıdan zayıf görünse de fiziksel olarak güçsüzleşmiş bir vücut yapısına neden olabileceğini ifade ediyor.</p>

<h3>Kas Kaybı Düşme ve Kırık Riskini Artırıyor</h3>

<p>Özellikle ileri yaş grubunda kas kaybının daha ciddi sonuçlara yol açabileceği belirtiliyor. Kas gücündeki azalma nedeniyle denge problemleri, düşme riski ve kırık ihtimalinin arttığı ifade edilirken; bu durumun yaşlanma sürecini de hızlandırabileceği kaydediliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kilo verme sürecinde yalnızca tartıdaki değişim değil, vücut kompozisyonu da takip edilmeli. Sağlıklı kilo kaybının; kas, kemik ve genel vücut sağlığını koruyarak gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<h3>“Amaç Sadece Zayıflamak Değil”</h3>

<p>Uzmanlar, zayıflama tedavilerinin “mucize çözüm” gibi görülmemesi gerektiğini belirterek, bu sürecin mutlaka yaşam tarzı değişikliğiyle desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Özellikle 40 yaş üstü bireylerde kemik yoğunluğu takibi, düzenli egzersiz, yeterli protein tüketimi ile kalsiyum ve D vitamini desteğinin önem taşıdığı ifade ediliyor. Ağırlık egzersizlerinin ise kas ve kemik kaybını önlemede önemli rol oynadığı belirtiliyor.</p>

<p>Kontrolsüz kullanımın farklı sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, sosyal medya etkisiyle bilinçsiz uygulamalardan kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Amaç yalnızca hızlı kilo kaybı değil; sağlıklı, dengeli ve sürdürülebilir bir yaşam biçimi oluşturmak olmalı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/hizli-kilo-kaybi-kas-ve-kemik-sagligini-etkileyebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2026/05/hizli-kilo-kaybi-kas-ve-kemik-sagligini-etkileyebilir-1.jpg" type="image/jpeg" length="78958"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Masa Başı Çalışma Sessizce Sağlığı Tehdit Ediyor]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/masa-basi-calisma-sessizce-sagligi-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/masa-basi-calisma-sessizce-sagligi-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun saatler boyunca masa başında çalışmak, modern yaşamın en yaygın sağlık sorunlarından biri haline geldi. Özellikle pandemi sonrası yaygınlaşan evden çalışma modeliyle birlikte bilgisayar başında geçirilen sürenin artması; boyun, sırt ve bel ağrılarında ciddi yükselişe neden oldu. Uzmanlar ise hareketsiz yaşamın yalnızca geçici ağrılarla sınırlı kalmadığını, zamanla duruş bozuklukları ve kas-iskelet sistemi problemlerini de beraberinde getirdiğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın vazgeçilmezlerinden biri haline gelen masa başı çalışma düzeni, beraberinde birçok sağlık sorununu da getiriyor. Özellikle günün büyük bölümünü bilgisayar karşısında geçiren kişilerde boyun, sırt ve bel ağrıları giderek yaygınlaşıyor. Uzmanlar, uzun süre hareketsiz kalmanın zamanla duruş bozukluklarına ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Pandemi sonrası yaygınlaşan evden çalışma alışkanlığıyla birlikte insanların hareket oranı önemli ölçüde azaldı. Gün boyunca aynı pozisyonda oturmak ise kaslar ve eklemler üzerinde baskı oluşturuyor. Özellikle başın öne eğilmesi, omuzların düşmesi ve sırtın kamburlaşması; boyun ve sırt kaslarının sürekli gerilmesine neden oluyor. Bu durum ilk etapta hafif bir yorgunluk ve gerginlik hissiyle başlasa da zaman içinde kronik ağrılara dönüşebiliyor.</p>

<h3>Yanlış Oturma Düzeni Ağrıları Artırıyor</h3>

<p>Çalışma ortamındaki ergonomi eksikliği de ağrıların temel nedenleri arasında gösteriliyor. Sandalyenin uygun yükseklikte olmaması, bel desteğinin yetersiz kalması ve ekranın yanlış konumlandırılması vücudun doğal duruşunu bozuyor. Uzun süre aynı pozisyonda kalmak ise omurgaya ekstra yük bindiriyor.</p>

<p>Uzmanlara göre vücut, oluşan rahatsızlıkları erken dönemde küçük sinyallerle gösteriyor. Ancak bu belirtilerin dikkate alınmaması durumunda ilerleyen süreçte hareket kısıtlılığı ve kalıcı duruş bozuklukları ortaya çıkabiliyor.</p>

<h3>Küçük Molalar Büyük Fark Yaratıyor</h3>

<p>Gün içerisinde kısa hareket molaları vermek, masa başı çalışmanın olumsuz etkilerini azaltmada önemli rol oynuyor. Her 30 ila 45 dakikada bir ayağa kalkmak, kısa yürüyüşler yapmak ve basit esneme hareketleri uygulamak kasların gevşemesine yardımcı oluyor.</p>

<p>Ayrıca ekranın göz hizasında tutulması, oturma pozisyonunun sık sık değiştirilmesi ve dirseklerin gövdeye yakın tutulması da doğru çalışma alışkanlıkları arasında yer alıyor. Düzenli hareketin kan dolaşımını artırdığı, gün sonunda hissedilen yorgunluğu azalttığı ve dikkat seviyesini yükselttiği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Uzun Süren Ağrılar İhmal Edilmemeli</h3>

<p>Uzmanlar, birkaç haftadan uzun süren ağrı, uyuşma ve karıncalanma gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor. Özellikle hareketle artan şikâyetlerin ilerleyen dönemde daha ciddi kas ve omurga problemlerine dönüşebileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Sağlıklı bir çalışma düzeni için düzenli hareket etmek, doğru oturma alışkanlıkları kazanmak ve vücudun verdiği sinyalleri göz ardı etmemek büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/masa-basi-calisma-sessizce-sagligi-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2026/05/masa-basi-calisma-sessizce-sagligi-tehdit-ediyor.png" type="image/jpeg" length="36830"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Hastaları Oruç Tutabilir mi? Uzmanlar Uyardı]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/kalp-hastalari-oruc-tutabilir-mi-uzmanlar-uyardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/kalp-hastalari-oruc-tutabilir-mi-uzmanlar-uyardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayının başlamasıyla birlikte kalp hastalarının en çok merak ettiği sorulardan biri, “Oruç tutabilir miyim?” oluyor. Uzmanlara göre oruç bazı kişilerde kalp hızını ve tansiyonu düşürerek olumlu etkiler sağlayabiliyor. Ancak kontrolsüz hastalıklar ve yanlış beslenme alışkanlıkları ciddi risklere yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, kalp ve damar hastalığı bulunan kişilerin oruç tutmadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle diyabet, tansiyon ve kolesterol hastalarının ilaç düzenini değiştirmeden, hekim onayı almadan oruç tutmasının sakıncalı olabileceğine dikkat çekiliyor.</p>

<h2><strong>Oruç Kalbi Nasıl Etkiliyor?</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre oruç süresince vücudu tetikte tutan sempatik sinir sisteminin baskılanmasıyla birlikte kalp hızında ve özellikle büyük tansiyonda düşüş gözlemlenebiliyor. Bu durum bazı hastalarda göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi şikâyetlerin azalmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>Ayrıca diyabet ve kolesterol kontrolünün kolaylaşması, damar sağlığını olumlu etkileyebiliyor. Ancak bu tablo her hasta için geçerli değil.</p>

<h2><strong>Kimler Oruç Tutmamalı?</strong></h2>

<p>Uzman değerlendirmesine göre aşağıdaki grupların oruç konusunda mutlaka doktor onayı alması gerekiyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ciddi kalp yetersizliği olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tedavi edilmemiş damar darlığı bulunanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>İlerlemiş kalp kapak hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kontrolsüz yüksek tansiyon hastaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>İlaç saatleri iftar ve sahura göre ayarlanamayan kişiler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kalp ameliyatı, stent veya balon işleminin üzerinden 3 ay geçmemiş hastalar</p>
 </li>
</ul>

<p>Kontrolsüz diyabet, tansiyon ve kolesterolün kalp krizini tetikleyen temel risk faktörleri olduğu vurgulanıyor.</p>

<h2><strong>Hangi Kalp Hastaları Oruç Tutabilir?</strong></h2>

<p>Uzman görüşüne göre;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Tansiyonu kontrol altında olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şikâyete yol açmayan damar sertliği bulunanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hafif düzey kalp kapak hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>İyi huylu ritim bozukluğu bulunanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hafif kalp yetersizliği olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kontrol altında seyreden diyabet hastaları</p>
 </li>
</ul>

<p>Doktor kontrolünde risk görülmemesi halinde oruç tutabiliyor. Ancak bu gruptaki hastaların da beslenme ve ilaç düzenine dikkat etmesi gerekiyor.</p>

<h1><strong>Kalp Hastalarına Ramazan’da 10 Önemli Uyarı</strong></h1>

<p>Uzmanlar, özellikle iftar ve sahur sofralarında yapılan hataların kalp krizini tetikleyebileceği konusunda uyarıyor:</p>

<ol>
 <li>
 <p><strong>İftarda aşırı yüklenmeyin.</strong> Hızlı ve fazla yemek tansiyonu yükseltip çarpıntıya neden olabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İlaçlarınızı aksatmayın.</strong> Saatleri doktorunuzla birlikte yeniden düzenleyin.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İftarı sigarayla açmayın.</strong> Önce su için.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Pide tüketimini sınırlayın.</strong> Beyaz un yerine tam tahıllı tercih edin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kızartma ve ağır yağlı yiyeceklerden uzak durun.</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tuz tüketimini azaltın.</strong> Aşırı tuz tansiyonu yükseltir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yeterli su için.</strong> İftar ile sahur arasında en az 1,5 litre su tüketin.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sahuru atlamayın.</strong> Sahura kalkamayan kalp hastalarının oruçta ısrarcı olmaması öneriliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Uyku düzenine dikkat edin.</strong> Uykusuzluk kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İftar sonrası hafif yürüyüş yapın.</strong> Hemen uzanmak yerine kısa bir hareket öneriliyor.</p>
 </li>
</ol>

<h2><strong>En Büyük Risk: Aşırı ve Düzensiz Beslenme</strong></h2>

<p>Uzmanlar, özellikle ağır iftar sofraları, fazla tuz ve şeker tüketimi ile su eksikliğinin kalp krizi riskini artırabileceğini belirtiyor. Bu nedenle kalp hastalarının “Yazın tuttum, bir şey olmadı” yaklaşımı yerine, her Ramazan öncesi yeniden değerlendirme yaptırması gerektiği vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/kalp-hastalari-oruc-tutabilir-mi-uzmanlar-uyardi</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2026/02/kalp-hastasi-oruc.jpg" type="image/jpeg" length="54903"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinir Sıkışması Ev İşlerinden mi? Uzmanından Hayati Uyarı]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/sinir-sikismasi-ev-islerinden-mi-uzmanindan-hayati-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/sinir-sikismasi-ev-islerinden-mi-uzmanindan-hayati-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük hayatta “geçer” diye önemsenmeyen el uyuşması, geceleri artan ağrı ya da parmaklarda keçeleşme… Aslında vücudun verdiği ciddi bir alarm olabilir. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Selçuk Göçmen, özellikle ellerini yoğun kullanan meslek gruplarında ve 40–60 yaş arası kadınlarda sinir sıkışmasının daha sık görüldüğünü belirterek, tedavi geciktiğinde kas erimesi ve kalıcı güç kaybı riskine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Yazı yazmak, bardak tutmak gibi basit işler bile imkânsız hale gelebilir. Bacakta ileri derece bası oluşursa hasta yürüyemez, ayağını sürümeye başlar; merdiven çıkmak ve araç kullanmak zorlaşır” uyarısında bulunuyor.</p>

<h2>En Sık Görülen Tür: Karpal Tünel Sendromu</h2>

<p>Sinir sıkışmaları vücudun farklı bölgelerinde ortaya çıkabiliyor. En yaygın tablo, el bileğinde median sinirin baskı altında kalmasıyla gelişen <strong>Karpal Tünel Sendromu</strong>.</p>

<p>Bunun dışında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Dirsek bölgesinde <strong>ulnar sinir sıkışması</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>Diz yan kısmında <strong>peronel sinir sıkışması</strong></p>
 </li>
</ul>

<p>da toplumda sık görülüyor.</p>

<p>Belirtiler genellikle:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Uyuşukluk</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağrı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Keçeleşme</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>İlerleyen evrede güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kaslarda erime</p>
 </li>
</ul>

<p>şeklinde başlıyor.</p>

<h2>Risk Altındaki Gruplar</h2>

<p>Özellikle:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ev kadınları (bez sıkma, ağır kaldırma, el işi)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kuaförler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bilgisayar operatörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bankacılar</p>
 </li>
</ul>

<p>risk grubunda yer alıyor.</p>

<p>Ayrıca diyabet, tiroit hastalıkları, romatizma, menopoz, obezite ve hamilelik de sinir sıkışmasını tetikleyen temel faktörler arasında. Bileğin aşırı bükülmesi, ani kilo kaybı ve yanlış yatış pozisyonları da tabloyu ağırlaştırabiliyor.</p>

<h2>Güç Kaybı Varsa Ameliyat Gündeme Gelebilir</h2>

<p>Hafif ve orta düzey vakalarda:</p>

<ul>
 <li>
 <p>İlaç tedavisi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İstirahat</p>
 </li>
 <li>
 <p>Fizik tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>uygulanabiliyor.</p>

<p>Ancak tetkiklerde ileri düzey bası saptanır ve güç kaybı gelişirse cerrahi müdahale gerekebiliyor. Yaklaşık 30 dakika süren, genellikle lokal anesteziyle yapılan operasyonlarda sinir üzerindeki baskı açık ya da endoskopik yöntemle kaldırılıyor. Hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu ediliyor.</p>

<h2>Sinirlerinizi Korumanın 7 Yolu</h2>

<p>✔ Duruş ve oturuş pozisyonunuza dikkat edin<br />
✔ Uzun süre bileği bükülü tutmayın<br />
✔ Dirseklerinizi sert zemine dayayarak çalışmayın<br />
✔ Ev işlerinde sık mola verin<br />
✔ Ağır yük taşırken bilek açınızı koruyun<br />
✔ Düzenli germe-esneme egzersizleri yapın<br />
✔ Diyabet ve tiroit gibi hastalıklar için kontrollerinizi aksatmayın</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/sinir-sikismasi-ev-islerinden-mi-uzmanindan-hayati-uyari</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2026/02/sinir-sikismasi-ev-islerinden-mi-uzmanindan-hayati-uyari.webp" type="image/jpeg" length="24919"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklar Neden Yemek Seçer? Uzman Görüşleriyle Nedenleri ve Çözüm Yolları]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/cocuklar-neden-yemek-secer-uzman-gorusleriyle-nedenleri-ve-cozum-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/cocuklar-neden-yemek-secer-uzman-gorusleriyle-nedenleri-ve-cozum-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda yemek seçme davranışı, özellikle okul öncesi dönemde sık görülen gelişimsel sorunlardan biri olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu durumun çoğu zaman geçici olduğunu ancak uzun sürmesi hâlinde beslenme dengesini ve sosyal gelişimi olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile, çift ve evlilik terapisti <strong>Anila Çelik</strong>, çocuklarda seçici yeme davranışının nedenlerine ve ailelerin bu süreçte nasıl bir tutum izlemesi gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h3><strong>En Yaygın Görüldüğü Dönem: 5–6 Yaş</strong></h3>

<p>Seçici yeme davranışının en sık okul öncesi dönemde, özellikle 5–6 yaş aralığında görüldüğünü belirten Çelik, bu yaş grubundaki çocukların belirli yiyecekleri tüketip diğer besinleri reddedebildiğini ifade etti.</p>

<p>Bu süreçte çocukların genellikle patates, makarna, pilav ve tatlı gibi karbonhidrat ve yağ oranı yüksek besinleri tercih ettiğine dikkat çekilirken, enerji alımı normal olsa bile <strong>tek tip beslenmenin gelişimsel riskler</strong> doğurabileceği vurgulanıyor.</p>

<h3><strong>Sosyal Hayatı da Etkileyebiliyor</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre seçici yeme davranışı yalnızca fiziksel sağlıkla sınırlı kalmıyor. Farklı yiyeceklerin sunulduğu ortamlardan kaçınan çocuklarda zamanla <strong>sosyalleşme sorunları</strong> da görülebiliyor. Bu durum, okul ve sosyal etkinliklerde uyum problemlerine yol açabiliyor.</p>

<h3><strong>Yemek Seçmenin Nedenleri Neler?</strong></h3>

<p>Yemek seçme davranışının arkasında birden fazla etken bulunuyor. Çelik, bu nedenleri şöyle sıralıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Duyusal hassasiyetler:</strong> Tat, koku ve dokuya karşı hassasiyet</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Aile beslenme alışkanlıkları:</strong> Evde sık tüketilen yiyeceklerin çocuk tercihlerini etkilemesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Duygusal faktörler:</strong> Stres, kaygı veya üzüntü hâli</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bağımsızlık ihtiyacı:</strong> Çocuğun kontrol duygusunu geliştirme isteği</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu davranışların bazı durumlarda çocuğun gelişim sürecinin doğal bir parçası olabileceği belirtiliyor.</p>

<h3><strong>Aileler Nasıl Yaklaşmalı?</strong></h3>

<p>Uzmanlar, yemek seçen çocuklara karşı baskıcı ya da cezalandırıcı tutumların sorunu derinleştirebileceği konusunda uyarıyor. Bunun yerine şu yaklaşımlar öneriliyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çocuğun yemek hazırlama sürecine katılması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sofra ortamının sakin ve keyifli hâle getirilmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yeni yiyeceklerin zorlamadan sunulması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailece birlikte yemek yeme alışkanlığının sürdürülmesi</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Sabırlı ve Tutarlı Olmak Önemli</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre her çocuğun yeme davranışı farklılık gösterebilir. Bu nedenle ebeveynlerin süreci sabırla yönetmesi, çocuğun ihtiyaçlarını göz önünde bulundurması ve gerektiğinde uzman desteği alması önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/cocuklar-neden-yemek-secer-uzman-gorusleriyle-nedenleri-ve-cozum-yollari</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2026/02/cocuklar-neden-yemek-secer.jpg" type="image/jpeg" length="26971"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Demir Eksikliği Tedavisinde Süreklilik Hayati Önem Taşıyor]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/demir-eksikligi-tedavisinde-sureklilik-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/demir-eksikligi-tedavisinde-sureklilik-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Demir eksikliği anemisi, toplumda en sık görülen kansızlık türleri arasında yer alırken, tedavinin yarım bırakılması hastalığın kronikleşmesine yol açabiliyor. Uzmanlar, yalnızca kan değerlerini yükseltmenin yeterli olmadığını, altta yatan nedenlerin mutlaka araştırılması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel Sağlık Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı <strong>Prof. Dr. Kadir Biberoğlu</strong>, demir eksikliği anemisinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü belirterek, hastalığın kalıcı tedavisinin ortalama <strong>6–9 ay</strong> sürdüğünü söyledi.</p>

<h3><strong>Belirtiler Hayat Kalitesini Düşürüyor</strong></h3>

<p>Demir eksikliği anemisinin genellikle halsizlik, solukluk, baş dönmesi, çabuk yorulma, eforla nefes darlığı, çarpıntı (taşikardi) ve kas krampları gibi şikâyetlerle ortaya çıktığını ifade eden Biberoğlu, hastalık ilerledikçe bu belirtilerin daha belirgin hâle geldiğini dile getirdi.</p>

<p>“Kemik iliği fabrika gibi çalışan bir sistemdir. Ancak bazı durumlarda yeterince alyuvar üretemez ya da alyuvarlar normalden daha kısa sürede dolaşımdan çekilir” diyen Biberoğlu, demir eksikliğinin en yaygın nedeninin <strong>kan kaybı</strong> olduğunu vurguladı.</p>

<h3><strong>Kadınlarda ve Gebelikte Risk Daha Yüksek</strong></h3>

<p>Kadınlarda uzun ve yoğun adet kanamalarının demir eksikliğinin başlıca nedenlerinden biri olduğuna dikkat çeken Biberoğlu, gebelik döneminde ise bebeğin annenin demir depolarını kullandığını ve ortalama <strong>500 mg</strong> demir tüketildiğini belirtti.<br />
“Sık gebelikler, düşükler ve emzirme dönemleri demir eksikliği riskini artırır” dedi.</p>

<p>Ayrıca mide asidini azaltan ilaçlar, uzun süreli mide koruyucular ve romatizma ilaçlarının demir emilimini azalttığını; fark edilmeden oluşan sindirim sistemi kanamalarının da kansızlığa yol açabildiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>Asıl Sebep Mutlaka Araştırılmalı</strong></h3>

<p>Tedavide yalnızca demir takviyesi vermenin yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Biberoğlu, şu uyarıda bulundu:</p>

<blockquote>
<p>“Erişkin bir hastada demir eksikliği saptandığında, mutlaka bu eksikliğe neden olan kanama odağı araştırılmalıdır. Kadın hastalarda jinekolojik nedenler; erkek hastalarda ve ileri yaştaki kadınlarda ise mide ve kalın bağırsak tetkikleri ihmal edilmemelidir. Bu yaklaşım, özellikle kolon kanserinin erken tanısı açısından hayati önemdedir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h3><strong>Tedaviyi Yarım Bırakmak En Büyük Hata</strong></h3>

<p>Hastaların sık yaptığı en büyük hatanın, kan değerleri düzelir düzelmez tedaviyi bırakmak olduğunu söyleyen Biberoğlu, demir tedavisinin mutlaka <strong>uzman hekim gözetiminde</strong> sürdürülmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>“İlk 2 haftada kan değerleri yükselmeye başlar, 4–6 haftada düzelme görülür. Ancak şikâyetler azaldığı için tedavi bırakılırsa demir depoları dolmaz. Asıl hedef, tedavinin <strong>6–9 ay boyunca</strong> devam ettirilerek vücuttaki demir depolarının tamamen doldurulmasıdır” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/demir-eksikligi-tedavisinde-sureklilik-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2026/02/demir-eksikligi-tedavisinde-sureklilik-hayati-onem-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="49909"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beynin Gerçek Detoksu Kaliteli Uykuda Gizli!]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/beynin-gercek-detoksu-kaliteli-uykuda-gizli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/beynin-gercek-detoksu-kaliteli-uykuda-gizli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar uyarıyor: Bilimsel temeli olmayan “beyin detoksu” uygulamaları fayda sağlamıyor, aksine sağlığı riske atabiliyor. Beynin kendini temizleme ve yenileme süreci ise derin uyku sırasında devreye giriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda sıkça kullanılan “beyin detoksu” kavramının, bilimsel literatürde karşılığı bulunmuyor. Uzmanlara göre beyni kısa sürede toksinlerden arındırmayı vadeden detoks kürleri, takviyeler ya da ani beslenme değişikliklerinin etkisine dair güçlü bilimsel kanıtlar yok. Beynin kendi temizlik ve düzenleme mekanizmaları ise esas olarak uyku sırasında devreye giriyor.</p>

<p>Beynin işleyişine dair yapılan bilimsel çalışmalar, temizlik ve yenilenme süreçlerinin uyanıkken yapılan uygulamalardan çok, fizyolojik mekanizmalarla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<h3><strong>“Beyin detoksu” bilimsel bir kavram değil</strong></h3>

<p>Nöroloji ve nörobilim alanlarında “beyin detoksu” başlığı altında tanımlanmış, klinik olarak kullanılan bir yöntem bulunmuyor. Beyni belirli bir sürede toksinlerden arındırmayı hedefleyen standart bir uygulamadan söz edilmiyor.</p>

<p>Günlük hayatta “detoks” olarak adlandırılan pek çok yaklaşım, aslında beynin doğal işleyişine atıfta bulunuyor. Ancak bu süreçler, bilimsel açıdan farklı mekanizmalarla açıklanıyor. Bu nedenle sorun, kavramın kendisinden çok, nasıl kullanıldığı ve hangi beklentiyle sunulduğu noktasında ortaya çıkıyor.</p>

<h3><strong>Beynin temizlik sistemi uykuda aktifleşiyor</strong></h3>

<p>Beynin atık maddelerden arındırılmasını sağlayan temel yapı, <strong>glimfatik sistem</strong> olarak adlandırılıyor. Bu sistem, beyin omurilik sıvısı aracılığıyla çalışıyor ve metabolik faaliyetler sonucu ortaya çıkan atıkların beyinden uzaklaştırılmasını sağlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmalar, glimfatik sistemin en aktif olduğu dönemin derin uyku evreleri olduğunu gösteriyor. Öğrenme, hafıza ve bazı nörodejeneratif süreçlerle ilişkilendirilen proteinlerin temizlenmesi büyük ölçüde uyku sırasında gerçekleşiyor. Ayrıca kan-beyin bariyeri zararlı maddelerin beyne geçişini sınırlandırırken, mikroglial hücreler hücresel düzeyde temizlik ve onarım süreçlerinde rol oynuyor.</p>

<h3><strong>Detoks kürlerine dair güçlü bilimsel kanıt yok</strong></h3>

<p>Detoks adı altında sunulan besinler, kürler veya takviyelerin beyni doğrudan temizlediğini gösteren güçlü bilimsel veriler bulunmuyor. Dengeli ve yeterli beslenme, beynin enerji ihtiyacını karşılamak ve sinir sistemi işlevlerini desteklemek açısından önemli olsa da, belirli ürünlerin kısa sürede zihinsel arınma sağladığına dair kanıtlar mevcut değil.</p>

<p>Kontrolsüz kullanılan takviyelerin, özellikle yüksek dozlarda alındığında, karaciğer ve böbrek üzerinde yük oluşturabildiği; bazı nörolojik ve psikiyatrik belirtileri olumsuz etkileyebildiği biliniyor. Ayrıca bu ürünlerin kullanılan ilaçlarla etkileşime girme riski de bulunuyor.</p>

<h3><strong>“Doğal” ürünler her zaman güvenli değil</strong></h3>

<p>Nörolojik hastalıklarda beyin dengesi daha hassas bir sistem üzerinden korunuyor. Epilepsi, Alzheimer, Parkinson, migren ve multipl skleroz gibi durumlarda ani beslenme değişiklikleri, uzun süreli açlık uygulamaları veya kontrolsüz takviye kullanımı bazı belirtilerin artmasına yol açabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle bu tür uygulamaların genel önerilerle değil, kişiye özel değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. “Doğal” olarak tanımlanan ürünlerin her koşulda güvenli olduğu düşüncesi, özellikle nörolojik hastalıklar söz konusu olduğunda geçerliliğini yitiriyor.</p>

<h3><strong>Ekran süresi toksin değil, zihinsel yük oluşturuyor</strong></h3>

<p>Sürekli ekrana maruz kalmanın beyinde kimyasal bir toksin birikimine yol açtığına dair bir bulgu bulunmuyor. Ancak uzun süreli ekran kullanımı, beynin dikkat, uyanıklık ve bilgi işleme sistemleri üzerinde belirgin bir yük oluşturuyor.</p>

<p>Sürekli değişen görsel uyaranlar ve bildirimler, beynin dinlenme ağlarının devreye girmesini zorlaştırabiliyor. Bu durum zamanla zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uyku düzeninde bozulmalarla kendini gösterebiliyor.</p>

<h3><strong>Beyin sağlığı kısa çözümlerle değil, yaşam düzeniyle korunuyor</strong></h3>

<p>Bilimsel veriler, beyin sağlığını korumanın temelinde düzenli ve kaliteli uykunun yer aldığını gösteriyor. Uyku sırasında beyin, gün içinde edinilen bilgileri düzenliyor, gereksiz uyarıları ayıklıyor ve kendini yeniliyor.</p>

<p>Yeterli uyku olmadığında, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin beyin üzerindeki olumlu etkilerinin de sınırlı kaldığı belirtiliyor. Bu nedenle beyin sağlığı; kısa vadeli, iddialı uygulamalardan çok, sürdürülebilir ve dengeli bir yaşam düzeniyle destekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/beynin-gercek-detoksu-kaliteli-uykuda-gizli</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Jan 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2026/01/beyin-detoksu.webp" type="image/jpeg" length="10734"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Stres Duygusal Açlığı Tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/stres-duygusal-acligi-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/stres-duygusal-acligi-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Stresli anlarda artan yeme isteğinin ardında çoğu zaman hormonlar ve bastırılan duygular yatıyor. Uzmanlar, özellikle kortizol hormonunun iştahı artırarak duygusal yeme davranışını tetiklediğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yoğun bir günün ardından dolaba yönelmek ya da stresli bir anda kontrolsüz şekilde atıştırmak birçok kişi için tanıdık bir davranış. Ancak bu durum her zaman fiziksel açlıktan kaynaklanmıyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, stresin vücutta kortizol hormonunu artırarak iştahı tetiklediğini ve duygusal yeme davranışına zemin hazırladığını belirtti.</p>

<h3><strong>Stres Beyni “Tehlike” Moduna Sokuyor</strong></h3>

<p>Stres anlarında beynin kaygı, korku ve öfke gibi duyguları birer tehdit olarak algıladığını ifade eden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<blockquote>
<p>“Kortizol hormonunun temel görevi vücudu tehlikeye hazırlamaktır. Ancak bu süreçte iştah da belirgin şekilde artar. Beyin, stresli durumlarda vücudun daha fazla enerjiye ihtiyaç duyduğunu düşünür. Bu nedenle stresliyken yemek yeme isteği ani ve kontrolsüz biçimde ortaya çıkabilir.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Fiziksel Açlık ile Duygusal Yeme Farklıdır</strong></h3>

<p>Her yeme isteğinin gerçek açlık anlamına gelmediğini vurgulayan Unutmaz, duygusal yeme ile fiziksel açlık arasındaki farklara dikkat çekti:</p>

<blockquote>
<p>“Fiziksel açlık yavaş gelişir, mide guruldaması gibi bedensel sinyallerle kendini gösterir ve kişi her türlü yiyeceğe açıktır. Duygusal yeme ise ani başlar, genellikle bir boşluk hissiyle ilişkilidir ve belirli yiyeceklere yönelim görülür. Yemek sonrası pişmanlık ve suçluluk duyguları da sık yaşanır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h3><strong>Beynin Stresle Başa Çıkma Yolu: Şeker</strong></h3>

<p>Stresli dönemlerde özellikle tatlı ve karbonhidratlı besinlere yönelmenin tesadüf olmadığını belirten Unutmaz, bu durumun beyin kimyasıyla ilişkili olduğunu söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“Tatlı ve karbonhidratlı yiyecekler, beyinde dopamin ve serotonin salgısını kısa süreli olarak artırır. Bu da geçici bir rahatlama hissi yaratır. Beyin adeta ‘şekerle sakinleş’ mesajı verir. Ancak bu etki kalıcı değildir ve döngü tekrar eder.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Uzman Desteği Önemli</strong></h3>

<p>Yeme davranışının duyguların yerine geçmeye başladığı durumlarda yalnızca diyetle çözüm aramanın yeterli olmayabileceğini vurgulayan Unutmaz, şu uyarıda bulundu:</p>

<blockquote>
<p>“Eğer kişi yemek sonrasında yoğun pişmanlık hissediyor, kendini kusturma gibi davranışlar gösteriyor ya da en küçük boşluk anını stres olarak algılayıp kontrolsüz yeme eğilimi sergiliyorsa, mutlaka psikolog ya da psikiyatri desteği alınmalıdır. Duygular birer sinyaldir ve yemek onların yerine geçmemelidir.”</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/stres-duygusal-acligi-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 17:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2026/01/stres-duygusal-acligi-tetikliyor.webp" type="image/jpeg" length="69286"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vücudunuzdaki Virüs Her An Uyanabilir!]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/vucudunuzdaki-virus-her-an-uyanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/vucudunuzdaki-virus-her-an-uyanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklukta geçirilen suçiçeği, yıllar sonra zona olarak geri dönebiliyor. Bağışıklık sistemi zayıfladığında sinir köklerinde pusuya yatan virüs, özellikle 50 yaşından sonra ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, yeni nesil zona aşılarının hastalığa karşı yüzde 90’ın üzerinde koruma sağladığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk döneminde hemen herkesin geçirdiği suçiçeği hastalığı, ilerleyen yaşlarda “zona” olarak yeniden ortaya çıkabiliyor. Varicella zoster adlı virüsün neden olduğu bu hastalık, deriyi ve sinirleri etkileyen, şiddetli ağrı ve döküntülerle seyreden ciddi bir sağlık sorunu olarak biliniyor. Özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde görülme sıklığı artan zona, yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürebiliyor.</p>

<p>Central Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Alaattin Özer, zona virüsünün yıllarca sinir sisteminde inaktif halde kalabildiğini belirterek, “Bağışıklık sistemi zayıfladığında bu virüs yeniden aktive oluyor ve zona olarak ortaya çıkıyor. Bu nedenle geçmişte suçiçeği geçiren kişilerde risk daha yüksek” dedi.</p>

<h3><strong>Önce ağrı, sonra döküntü</strong></h3>

<p>Zona hastalığının yalnızca bir cilt problemi olmadığını vurgulayan Dr. Özer, bunun aynı zamanda bir sinir ucu iltihabı olduğunu ifade etti. Hastalığın genellikle vücudun tek tarafında, şerit şeklinde yayılan yanma ve batma hissiyle başladığını belirten Özer, ardından içi su dolu kabarcıkların ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Ancak asıl tehlikenin döküntüler geçtikten sonra başladığına dikkat çeken Özer, şu bilgileri paylaştı:</p>

<blockquote>
<p>“Zonanın en zorlayıcı yanı, döküntüler iyileşse bile aylar hatta yıllar sürebilen şiddetli sinir ağrılarıdır. Bu durum ‘Postherpetik Nevralji’ olarak adlandırılır. Özellikle yaşlı hastalarda bu ağrılar uykusuzluk, günlük yaşamda aksama ve ciddi yaşam kalitesi kaybına yol açabiliyor.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Kimler risk altında?</strong></h3>

<p>Zona her yaşta görülebilse de bazı gruplarda risk çok daha yüksek. Uzmanlara göre özellikle şu kişiler dikkatli olmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>50 yaş üzerindeki bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Diyabet, kanser ve romatizma gibi kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yoğun stres altında çalışanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Uyku düzeni bozuk olanlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullananlar</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Aşı yüzde 90’ın üzerinde koruma sağlıyor</strong></h3>

<p>Zona hastalığından korunmanın en etkili yolunun aşı olduğunu vurgulayan Dr. Özer, yeni nesil aşıların yüksek koruma sağladığını belirtti:</p>

<blockquote>
<p>“Yeni nesil zona aşıları, hastalığa karşı yüzde 90’ın üzerinde koruma sağlıyor. Aşı olan kişiler hastalığa yakalansa bile süreci çok daha hafif ve ağrısız geçiriyor. Aşılar canlı virüs içermediği için oldukça güvenli.”</p>
</blockquote>

<p>Aşının genellikle 2-6 ay arayla, toplam iki doz şeklinde uygulandığını belirten Özer, daha önce zona geçirmiş kişilerin de tekrar riskine karşı mutlaka doktorlarına danışarak aşı programına dahil olmaları gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/vucudunuzdaki-virus-her-an-uyanabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2026/01/ekran-goruntusu-2026-01-21-131450-1.jpg" type="image/jpeg" length="92121"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Uyardı: Keratokonusta Çapraz Bağlama Tedavisiyle Yüzde 90 Başarı]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/goz-hastaliklari-uzmani-uyardi-keratokonusta-capraz-baglama-tedavisiyle-yuzde-90-basari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/goz-hastaliklari-uzmani-uyardi-keratokonusta-capraz-baglama-tedavisiyle-yuzde-90-basari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kaşkaloğlu Göz Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, genç yaşlarda başlayan keratokonus hastalığında çapraz bağlama (cross linking) tedavisiyle yüksek oranda başarı sağlandığını belirterek, erken tanının büyük önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir gençlik hastalığı olarak bilinen keratokonus hakkında açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, hastalığın genellikle 15-25 yaş aralığında başladığını ve ilerleyici bir seyir izlediğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Keratokonus korneanın yapısal bir hastalığıdır”</strong></h3>

<p>Keratokonusun kornea tabakasını etkileyen bir hastalık olduğunu ifade eden Asena, şu bilgileri paylaştı:</p>

<blockquote>
<p>“Kornea, gözün en önünde yer alan saydam tabakadır. Keratokonus hastalığında bu tabaka incelir ve sivrilir. Bu değişim ilerleyicidir ve zamanla görme kalitesini düşürür. Bu hastalıkta korneanın yapısal bir şekil bozukluğu söz konusudur. Keratokonus kelimesi de kronikleşmiş kornea anlamına gelmektedir. Yaklaşık her 2 bin kişiden birinde görülmektedir.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Göz ovuşturma önemli bir risk faktörü</strong></h3>

<p>Hastalığın kesin nedeninin bilinmediğini belirten Doç. Dr. Asena, özellikle alerjik göz yapısına sahip kişilerde sık görülen göz ovuşturmanın önemli bir tetikleyici olduğunu söyledi.</p>

<blockquote>
<p>“Keratokonus genellikle 35-40’lı yaşlara kadar ilerler ve sonrasında kendiliğinden durur. En önemli risk faktörlerinden biri sürekli göz ovuşturmadır. Keratokonuslu bireylerin çoğunda çocukluktan itibaren yoğun göz ovuşturma öyküsü vardır. Ancak burada asıl sorun, korneanın yapısal bozukluğudur. Bu hastalığı tam anlamıyla genetik bir hastalık olarak tanımlayamayız. Vakaların yalnızca yüzde 10-20’sinde genetik geçiş söz konusudur.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Çapraz bağlama tedavisiyle ilerleme durdurulabiliyor</strong></h3>

<p>Keratokonusun ilerleyişinin çapraz bağlama (cross linking) tedavisiyle durdurulabildiğini belirten Asena, erken tanının altını çizdi.</p>

<blockquote>
<p>“Çapraz bağlama tekniğinde özel bir damla kullanılıyor ve ardından ultraviyole ışınları uygulanıyor. Bu yöntemle kornea dokusu güçlendirilerek ilerleyici incelme ve sivrilme durdurulabiliyor. Bu tedavide başarı oranı yüzde 90’ın üzerindedir. Ancak bunun için hastalığın çok ileri evrede olmaması gerekir. Erken tanı bu nedenle çok önemlidir.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Görmeyi artırmak için farklı seçenekler var</strong></h3>

<p>Tedavinin ardından görme seviyesini artırmak için çeşitli yöntemlerin kullanılabildiğini belirten Asena, şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>“Erken dönemde gözlük ve lens kullanımı faydalı olabiliyor. Özellikle sert kontakt lensler görme seviyesini artırabiliyor. Son dönemde keratokonusa özel hibrit lensler geliştirildi ve bunlarla da başarılı sonuçlar alıyoruz. Lens kullanamayan hastalar için korneal halka ameliyatı öneriyoruz. Çok ileri vakalarda ise kornea nakli, yani keratoplasti, tek tedavi seçeneği oluyor.”</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/goz-hastaliklari-uzmani-uyardi-keratokonusta-capraz-baglama-tedavisiyle-yuzde-90-basari</guid>
      <pubDate>Tue, 13 Jan 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2026/01/kaskaloglu-goz-hastanesi.jpg" type="image/jpeg" length="93833"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zihinsel Performansı Besinler Değil, Alışkanlıklar Güçlendiriyor]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/zihinsel-performansi-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/zihinsel-performansi-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zihinsel performansı artırdığı iddia edilen bazı yiyecek ve içeceklerin etkisinin sanıldığı kadar kalıcı olmadığına dikkat çeken uzmanlar, gerçek bilişsel güçlenmenin günlük alışkanlıklarla mümkün olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi</strong> Klinik Psikoloğu <strong>Zeynep Betül Alp</strong>, besinlerin zihinsel işlevler üzerindeki etkisinin çoğu zaman geçici bir uyanıklık hissiyle sınırlı kaldığını belirterek, bilişsel performansın çok boyutlu bir süreç olduğunun altını çizdi.</p>

<h3><strong>“Beslenme tek başına belirleyici değil”</strong></h3>

<p>Beslenme ve içecek tercihlerinin bilişsel işlevleri tek başına belirlemediğini ifade eden Alp, “Bu tür faktörler daha çok beynin çalıştığı fizyolojik zemini etkiler. Kan şekeri dengesi, sıvı alımı ve uyarılma düzeyi; dikkat ve zihinsel sürdürülebilirlik üzerinde dolaylı rol oynar.” dedi. Alp, sağlıklı bireylerde tek bir içeceğin hafıza ya da üst düzey bilişsel işlevleri kalıcı biçimde güçlendirmesinin beklenmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>‘Zihni keskinleştirme’ algısı çoğu zaman geçici</strong></h3>

<p>“Zihni keskinleştirme” ifadesinin bilimsel bir kavramdan çok gündelik bir betimleme olduğunu söyleyen Alp, bu tür etkilerin nörobilimsel açıdan genellikle dikkat sistemlerinde <strong>geçici bir uyanıklık artışı</strong> ile sınırlı kaldığını ifade etti. Kişinin kendini daha açık hissetmesinin, her zaman ölçülebilir bir performans artışı anlamına gelmeyebileceğini belirtti.</p>

<h3><strong>Pancar suyu örneği: Etki dolaylı ve sınırlı</strong></h3>

<p>Son dönemde gündeme gelen pancar suyunun zihinsel performansla ilişkilendirilmesine de değinen Alp, bu ilişkinin doğrudan bilişsel süreçlerden ziyade fizyolojik mekanizmalar üzerinden değerlendirildiğini söyledi. Pancar suyunun damar genişlemesini destekleyerek beyin kan akışını dolaylı biçimde etkileyebileceğini aktaran Alp, “Bu durum bilişsel işlevlerin otomatik olarak güçlendiği anlamına gelmez. Bildirilen ‘zihinsel açılma’ hissi çoğu zaman öznel bir deneyimi yansıtır.” dedi.</p>

<h3><strong>“Gerçek bilişsel güçlenme öğrenmeyle olur”</strong></h3>

<p>Kısa süreli dikkat artışlarının kalıcı olmadığını vurgulayan Alp, gerçek bilişsel güçlenmenin <strong>öğrenme, tekrar ve nöroplastisite</strong> süreçleriyle mümkün olduğunu ifade etti. Aşırı uyarılmanın her bireyde aynı etkiyi göstermediğini belirten Alp, özellikle kaygı bozukluğu ve dikkat düzenleme güçlüğü yaşayan kişilerde odaklanmayı zorlaştırabileceğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Zihinsel berraklık için temel üçlü: Uyku, stres, denge</strong></h3>

<p>Zihinsel berraklığı destekleyen en temel unsurların <strong>düzenli uyku</strong>, <strong>stres yönetimi</strong> ve <strong>dikkat yükünün dengelenmesi</strong> olduğunu vurgulayan Alp, “Uyku sürekliliği, bellek ve yürütücü işlevler için belirleyicidir.” dedi. Günlük rutinler, fiziksel hareket ve zihinsel molaların da bilişsel verimliliği desteklediğini ifade eden Alp, kısa vadeli çözümler yerine sürdürülebilir alışkanlıkların önemine dikkat çekti.</p>

<p>“Bilişsel verimlilik çoğu zaman dışsal bir destekten çok, içsel düzenlemeyle ilişkilidir.” diyen Alp, zihinsel performansı artırmak isteyen bireylerin öncelikle kendi zihinsel ritimlerini tanımaları gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/zihinsel-performansi-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Dec 2025 13:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2025/12/zihin.webp" type="image/jpeg" length="85856"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prostat Kanserinde Odak Tedavisine Yeni Yaklaşım: IRE Yöntemi]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/prostat-kanserinde-odak-tedavisine-yeni-yaklasim-ire-yontemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/prostat-kanserinde-odak-tedavisine-yeni-yaklasim-ire-yontemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prostat kanserinde yaşam kalitesini koruyan, organ ve fonksiyon odaklı tedaviler son yıllarda giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu alanda öne çıkan yenilikçi yöntemlerden biri olan Irreversible Electroporation (IRE), özellikle anatomik olarak riskli bölgelerde yer alan tümörlerin tedavisinde sunduğu avantajlarla dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Isıya dayanmayan (non-termal) yapısıyla çevre dokulara zarar vermeden kanser hücrelerini hedef alan IRE, prostat kanserinin odak tedavisinde güçlü bir alternatif olarak değerlendiriliyor.</p>

<h3><strong>Zor bölgelerde güvenli ve etkili</strong></h3>

<p>Urohealth Klinik’ten Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Kaya, IRE yönteminin en önemli avantajının sinir ve damar gibi kritik yapılara zarar vermeden uygulanabilmesi olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Kaya, “Isı oluşturmayan bu teknoloji sayesinde, sinire veya damara çok yakın konumdaki tümörlerde bile güvenli ve etkili bir tedavi mümkün hale geliyor. Bu özellik, yöntemi son yıllarda öne çıkaran temel faktörlerden biri” dedi.</p>

<p>IRE, elektrik akımının hücre zarında mikroskobik geçirgenlik oluşturarak kanserli hücrelerin geri dönüşümsüz biçimde ölmesini sağlıyor. Bu etki yalnızca hedeflenen alanda gerçekleştiği için, prostat çevresindeki sağlıklı dokular korunabiliyor.</p>

<h3><strong>Kimler için uygun?</strong></h3>

<p>IRE yöntemi özellikle;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Erken evre ve lokalize prostat kanseri hastaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi veya radyoterapi sonrası sınırlı nüks gelişen vakalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Diğer lokal tedavilerin riskli olduğu anatomik bölgelerdeki küçük tümörler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Organ ve fonksiyon koruyucu yaklaşım isteyen hastalar<br />
 için güçlü bir tedavi seçeneği sunuyor.</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kaya, hasta seçiminin görüntüleme yöntemleri, biyopsi sonuçları ve tümörün prostat içindeki konumuna göre kişiye özel olarak yapıldığını belirtiyor.</p>

<h3><strong>Hızlı iyileşme, düşük komplikasyon riski</strong></h3>

<p>IRE tedavisi, görüntüleme eşliğinde prostat dokusuna yerleştirilen özel elektrotlar aracılığıyla uygulanıyor. İşlem sırasında kısa süreli, yüksek voltajlı elektrik atımları veriliyor ve genellikle genel anestezi altında gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Isı oluşmadığı için idrar yolu, damar yapıları ve ereksiyon fonksiyonundan sorumlu sinir paketleri büyük ölçüde korunuyor. Bu sayede, idrar kaçırma ve cinsel fonksiyon kaybı gibi yan etkilerin görülme riski diğer bazı yöntemlere kıyasla daha düşük oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olası yan etkiler arasında geçici idrar yapma zorluğu, prostatta ödem, kısa süreli sonda ihtiyacı ve hafif hassasiyet yer alıyor. Hastaların büyük bölümü ise bir gün içinde taburcu edilerek kısa sürede günlük yaşamlarına dönebiliyor.</p>

<h3><strong>Nüks vakalarda da avantaj sağlıyor</strong></h3>

<p>IRE’nin bir diğer önemli özelliği, gerektiğinde aynı bölgede yeniden uygulanabilmesi. Bu durum, özellikle radyoterapi sonrası sınırlı nüks gelişen hastalar için yöntemi daha da değerli kılıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Kaya, “IRE; milimetrik doğrulukla tümör hedeflenmesine olanak tanıyor, damar ve sinir hasarı riskini belirgin biçimde azaltıyor ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen fonksiyonların korunmasında önemli avantajlar sunuyor” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>Bilimsel çalışmalarda umut verici sonuçlar</strong></h3>

<p>Uluslararası çalışmalara göre, doğru hasta grubunda uygulandığında IRE yöntemi lokal hastalık kontrolünde başarılı sonuçlar veriyor. Ancak tedavinin başarısı; tümörün boyutu, derecesi, yerleşimi ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişkenlik gösterebiliyor.</p>

<p>Prof. Dr. Kaya, “Özellikle sinire veya damara yakın prostat tümörlerinde, yapıları koruyarak etkili kanser kontrolü sağlaması nedeniyle IRE, modern ürolojide giderek daha fazla tercih edilen bir yöntem haline geliyor” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/prostat-kanserinde-odak-tedavisine-yeni-yaklasim-ire-yontemi</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Dec 2025 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2025/12/ekran-goruntusu-2025-12-23-133133.jpg" type="image/jpeg" length="76334"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yanlış MR Raporları Sağlık Sisteminde Alarm Veriyor: Bir Ölüm İddiası Gündemde]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/yanlis-mr-raporlari-saglik-sisteminde-alarm-veriyor-bir-olum-iddiasi-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/yanlis-mr-raporlari-saglik-sisteminde-alarm-veriyor-bir-olum-iddiasi-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devlet hastanelerinde çekilen bazı manyetik rezonans (MR) ve görüntüleme tetkiklerine ilişkin raporlama hataları, sağlık camiasında ve kamuoyunda ciddi endişe yaratıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde gündeme gelen vakalarda, tetkiklerin farklı illerde raporlandığı, hatalı ya da eksik değerlendirmelerin yapıldığı ve bunun <strong>geri dönülmez sonuçlara yol açabildiği</strong> iddia ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Basına yansıyan örnekler arasında; Bursa’da çekilen bir MR’ın başka bir ilden raporlanması, erkek hastaya rahim ölçülerinin yazılması gibi <strong>bariz hatalar</strong> yer alırken, bir hastanın <strong>yanlış yazılan rapor nedeniyle hayatını kaybettiği</strong> öne sürülüyor.</p>

<h3><strong>Taşeronlaşma eleştirisi</strong></h3>

<p>Bursa Tabip Odası tarafından hazırlanan <strong>“Radyoloji Hizmetlerinde Taşeronlaşma”</strong> başlıklı raporda, görüntülemede tespit edilen ciddi bulguların “normal” olarak raporlandığı vakalara yer verildi. Raporda, raporlama sürecinin taşeron firmalar aracılığıyla yürütülmesinin, denetim ve kalite sorunlarını beraberinde getirdiği savunuldu.</p>

<p>Haberi yayımlayan Nefes Gazetesi’nden gazeteci Yurdagül Uygun’un haberine göre; bazı vakalarda metastaz şüphesine rağmen raporların normal yazıldığı, bunun da tanı ve tedavi süreçlerini doğrudan etkilediği belirtildi.</p>

<h3><strong>“Kopyala-yapıştır raporlar güven sorununa yol açıyor”</strong></h3>

<p>Bursa Tabip Odası Başkanı Kadir Binbaş, raporlarda standart dışı ve kopyala-yapıştır ifadelerin yer alabildiğini belirterek, “Bir kitle görülmesine rağmen ‘normal’ raporu verilen çok sayıda örnekle karşılaşıyoruz. Bu durum hasta güvenliğini doğrudan tehdit ediyor ve raporların güvenilirliğini ortadan kaldırıyor” dedi.</p>

<p>İstanbul Tabip Odası Başkanı Osman Küçükosmanoğlu ise hizmetin ucuzlatılması hedefiyle yürütülen bu modelin ciddi riskler barındırdığını vurgulayarak, “Bazen çekimler çok kalitesiz oluyor. Bu uygulama mesleki etikle ve hekimlik standartlarıyla bağdaşmıyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h3><strong>Raporda yer alan iddialar</strong></h3>

<p>Bursa Tabip Odası’nın raporunda öne çıkan bazı iddialar şöyle sıralandı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Görüntülerin karıştırılması sonucu <strong>yanlış raporlanan tetkiklerin</strong> bir hastanın ölümüne yol açtığı iddiası</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin metastazı bulunan hastaların raporlarında bulguların “normal” olarak yazılması</p>
 </li>
 <li>
 <p>MR raporlarında ölçülmesi gereken kitlelerin atlanması</p>
 </li>
 <li>
 <p>MS tedavisi gören hastaların tetkiklerinin tekrar tekrar normal raporlanması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Onkolojik vakalarda tanı sürecini geciktiren ya da engelleyen rapor hataları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Özellikle adli vakalarda yanlış değerlendirmelerin <strong>hukuki sonuçlar</strong> doğurabilecek nitelikte olması</p>
 </li>
</ul>

<p>Tabip odaları, görüntüleme hizmetlerinde <strong>kamusal denetimin güçlendirilmesi</strong>, raporlama süreçlerinin doğrudan hekim sorumluluğunda ve şeffaf biçimde yürütülmesi çağrısında bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/yanlis-mr-raporlari-saglik-sisteminde-alarm-veriyor-bir-olum-iddiasi-gundemde</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2025/12/devlet-hastaneleri-mr.jpg" type="image/jpeg" length="32155"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İspanya, Grip Salgınına Karşı Yeni Protokolü Onayladı: Evden Çalışma ve Maske Kullanımı Önerildi]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/ispanya-grip-salginina-karsi-yeni-protokolu-onayladi-evden-calisma-ve-maske-kullanimi-onerildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/ispanya-grip-salginina-karsi-yeni-protokolu-onayladi-evden-calisma-ve-maske-kullanimi-onerildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2></h2>

<p><strong>İspanya Sağlık Bakanlığı</strong>, artan grip vakalarına karşı <strong>evden çalışma</strong>, <strong>maske kullanımı</strong>, <strong>aşılama</strong> ve <strong>havalandırma</strong> gibi önlemleri içeren yeni bir protokolü kabul etti. Sağlık Bakanı <strong>Monica Garcia</strong>, “Akut Solunum Yolu Enfeksiyonlarının Kontrolüne İlişkin Öneriler Protokolü”nü sosyal medya hesabından duyurdu.</p>

<h3><strong>Evden Çalışma ve Maske Kullanımı Hayat Kurtarır</strong></h3>

<p>Bakan Garcia, protokolün tüm <strong>özerk yönetimlerle</strong> ortaklaşa hazırlandığını belirterek, “Grip, Covid-19 ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarına karşı ortak bir protokol oluşturduk. Evden çalışma ve sağlık kurumlarında maske kullanımı, bu enfeksiyonların yayılmasını engellemek için son derece etkili ve uygulanabilir tedbirlerdir” şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Maske Takma Zorunluluğu Duruma Göre Yeniden Uygulanabilir</strong></h3>

<p>Hazırlanan protokol, şu an için <strong>tavsiye niteliği taşırken</strong>, protokole bağlı olarak oluşturulan <strong>dört risk seviyesi</strong> (düşük, orta, yüksek ve çok yüksek) doğrultusunda tedbirlerin zorunlu hale getirilebileceği ifade edildi. Özellikle, <strong>çok yüksek risk</strong> seviyesine geçilmesi durumunda, <strong>Covid-19</strong> döneminde olduğu gibi, <strong>maske takma zorunluluğunun</strong> yeniden uygulanabileceği açıklandı.</p>

<h3><strong>Havalandırma ve Aşılama Önerileri</strong></h3>

<p>Protokolde ayrıca, <strong>iç mekanların düzenli olarak havalandırılması</strong> ve <strong>aşılama</strong> gibi önlemlerin de salgının yayılmasını engelleme noktasında önemli olduğu vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/ispanya-grip-salginina-karsi-yeni-protokolu-onayladi-evden-calisma-ve-maske-kullanimi-onerildi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Dec 2025 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2025/12/image-3.jpeg" type="image/jpeg" length="16778"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Viral Enfeksiyonlarda Artış: Uzmandan Aşı Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/viral-enfeksiyonlarda-artis-uzmandan-asi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/viral-enfeksiyonlarda-artis-uzmandan-asi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Süleyman İbze, havaların soğuması ve okullara dönüş süreciyle birlikte viral enfeksiyonlarda belirgin artış yaşandığını belirterek özellikle risk grubundaki bireylerin mevsimsel grip aşısını ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2></h2>

<p></p>

<h3><strong>“Soğuk Hava ve Okula Dönüş Enfeksiyonları Artırıyor”</strong></h3>

<p>Acil servislerdeki yoğunluğun son haftalarda arttığını söyleyen Dr. İbze, mevsim geçişlerinin artık daha sert yaşandığını ve bunun bağışıklık üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ifade etti.<br />
“Pandemi dönemi bize viral enfeksiyonların günlük hayatın bir parçası olduğunu gösterdi” diyen İbze, pandemiyle birlikte öğrenilen korunma alışkanlıklarının sürdürülmesi gerektiğini hatırlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>En Sık Görülen Belirtiler</strong></h3>

<p>Viral enfeksiyonların damlacık ve temas yoluyla bulaştığını belirten Dr. İbze, en çok görülen semptomları şöyle sıraladı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Burun akıntısı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Burun tıkanıklığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Boğaz ağrısı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaygın vücut ağrısı</p>
 </li>
</ul>

<p>Aile veya kalabalık çalışma ortamlarında hastalığın hızlı şekilde yayılabildiğini söyleyen İbze, <strong>aşının özellikle risk grubundaki bireyler için hayati önem taşıdığını</strong> ifade etti:<br />
“Bu kişiler enfeksiyonu daha ağır geçiriyor, bazı durumlarda ölümcül sonuçlar görülebiliyor.”</p>

<h3><strong>“Acil Servisler Gereksiz Yere Meşgul Edilmemeli”</strong></h3>

<p>Acil servislerdeki yoğunluğun azaltılması için önerilerde bulunan Dr. İbze, birinci basamak sağlık hizmetlerinin daha etkin kullanılmasının önemine dikkat çekti.<br />
Vatandaşların öncelikle aile hekimliklerine başvurmasının, acil servislerde kritik hastaların hizmete erişimini kolaylaştıracağını söyledi.</p>

<p>Maske kullanımı, el hijyeni, kapalı alanlarda uzun süre kalmamak ve yakın teması azaltmak gibi basit tedbirlerin bulaşı önemli ölçüde azaltabileceğini belirten Dr. İbze, pandemi dönemindeki gibi sert izolasyonun değil, <strong>temel korunma yöntemlerinin</strong> hatırlanması gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dha</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/viral-enfeksiyonlarda-artis-uzmandan-asi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2025/12/acil-servis-tabelasi-turkiye-1.webp" type="image/jpeg" length="26593"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakırköy Belediyesi’nden Çölyak Hastalığına Dikkat Çeken Etkinlik]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/bakirkoy-belediyesinden-colyak-hastaligina-dikkat-ceken-etkinlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/bakirkoy-belediyesinden-colyak-hastaligina-dikkat-ceken-etkinlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article dir="auto" tabindex="-1">
<p></p>

<p>Bakırköy Belediyesi, İstanbul Çölyak Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile iş birliği yaparak “Çölyak Farkındalığı Buluşması” düzenledi. Etkinlik, çölyak hastalarının yaşamını kolaylaştırmayı ve toplumda glutensiz beslenmenin önemini vurgulamayı amaçladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Bakirköy Beledi̇yesi̇’nden Çölyak Farkindaliği Buluşmasi (1)-1" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://haberdesinizcom.teimg.com/haberdesiniz-com/uploads/2025/11/bakirkoy-belediyesinden-colyak-farkindaligi-bulusmasi-1-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen buluşmaya katılım büyük oldu. Çölyak hastaları ve vatandaşlar, beslenme düzeni, ürün seçimleri ve glutensiz yaşamın pratikleri hakkında bilgi alışverişinde bulundu. Etkinlikte, hastaların diyetine uygun glutensiz ürünler tanıtılarak, çölyak hastalığına yönelik farkındalık oluşturuldu.</p>

<p>İstanbul Çölyak Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Cemalettin Kaymakçı, bu tür etkinliklerle toplumda çölyak hastalığına karşı farkındalığın arttığını belirterek, organizasyona katkı sağlayan Bakırköy Belediyesi’ne teşekkür etti.</p>
</article></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/bakirkoy-belediyesinden-colyak-hastaligina-dikkat-ceken-etkinlik</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2025/11/bakirkoy-belediyesinden-colyak-farkindaligi-bulusmasi-2-1.jpeg" type="image/jpeg" length="68908"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyku Öncesi Sindirimi Rahatlatan 7 Hafif Atıştırmalık]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/uyku-oncesi-sindirimi-rahatlatan-7-hafif-atistirmalik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/uyku-oncesi-sindirimi-rahatlatan-7-hafif-atistirmalik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>Gece açlığını bastırmak çoğu zaman uyku düzenini etkileyebilir. Uzmanlar, ağır ve yağlı yiyeceklerin yerine sindirimi kolay ve hafif atıştırmalıkların tercih edilmesini öneriyor. İşte uyku öncesi hem mideyi yormayan hem de sindirimi destekleyen 7 sağlıklı seçenek:</p>

<hr />
<p><strong>1. Muz</strong><br />
Potasyum ve magnezyum açısından zengin muz, kasları gevşeterek uykuya geçişi kolaylaştırıyor. Doğal şekeri sayesinde de hafif enerji sağlıyor.</p>

<p><strong>2. Yoğurt</strong><br />
Probiyotik içeriğiyle bağırsak sağlığını destekleyen sade yoğurt, gece boyunca mideyi yormadan sindirimi dengeliyor.</p>

<p><strong>3. Bitki çayı eşliğinde hafif atıştırmalık</strong><br />
Papatya veya rezene çayı hem sinir sistemini sakinleştiriyor hem de şişkinliği azaltıyor. Yanına birkaç tuzsuz kraker veya küçük bir porsiyon meyve eklemek ideal bir seçenek oluşturuyor.</p>

<p><strong>4. Badem</strong><br />
Sağlıklı yağlar açısından zengin olan badem, az miktarda tüketildiğinde uzun süre tokluk sağlıyor ve mideyi rahatsız etmiyor.</p>

<p><strong>5. Yulaf ezmesi</strong><br />
Lifli yapısı sayesinde sindirimi destekleyen yulaf, ılık sütle birlikte gece için hafif ve besleyici bir seçenek sunuyor.</p>

<p><strong>6. Kivi ve elma</strong><br />
Kivi sindirimi hızlandırırken elma mideyi yatıştırıyor. Dilimlenmiş olarak tüketildiğinde ferah ve hafif bir atıştırmalık alternatifi oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>7. Avokado</strong><br />
Doğal yağlarıyla mideyi yormayan avokado, yarım porsiyon olarak uyku öncesi sağlıklı bir seçenek haline geliyor.</p>

<hr />
<p>Uzmanlar, uyku öncesi ağır yiyeceklerden kaçınıp bu tür hafif atıştırmalıkları tercih etmenin sindirimi kolaylaştırdığını ve uyku kalitesini artırdığını belirtiyor. Sağlıklı bir uyku rutini için bu besinleri ölçülü tüketmek yeterli.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/uyku-oncesi-sindirimi-rahatlatan-7-hafif-atistirmalik</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2025/11/beb5d9c8-0428-46f9-be59-9d871a8aa44a.webp" type="image/jpeg" length="30479"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eyüpsultan’da Gıda Güvenliği İçin Denetimler Sıklaştırıldı]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/eyupsultanda-gida-guvenligi-icin-denetimler-siklastirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/eyupsultanda-gida-guvenligi-icin-denetimler-siklastirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>İstanbul’da art arda yaşanan gıda zehirlenmesi vakalarının ardından Eyüpsultan Belediyesi zabıta ekipleri, ilçe genelindeki lokanta ve restoranlarda hijyen ve gıda güvenliği denetimlerini artırdı. Son dönemde meydana gelen vakalar, yerel yönetimlerin kontrollerini daha da kritik hâle getirirken, Eyüpsultan Belediyesi özellikle okul kantinleri, fast food zincirleri ve lokantalar üzerinde yoğunlaştı.</p>

<p>Ekipler, işletmeleri tek tek gezerek kullanılan ürünlerden yemek hazırlama alanlarına kadar birçok noktada detaylı inceleme yaptı. Denetimlerde; gıdaların uygunluğu ve son tüketim tarihleri, mutfak temizliği ve çalışma düzeni, depolama alanlarının hijyen durumu, raf ve tezgâh üstlerinin temizliği, menü ve fiyat etiketlerinin doğruluğu, çalışanların kişisel hijyen kuralları ile işletme ruhsatı, vergi levhası ve diğer resmi belgelerin güncelliği kontrol edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tespit edilen eksikler konusunda işletme sahiplerini uyaran zabıta ekipleri, İstanbul genelinde yaşanan olumsuz örneklerin tekrarlanmaması için hijyen standartlarına eksiksiz şekilde uyulmasının önemini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/eyupsultanda-gida-guvenligi-icin-denetimler-siklastirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2025/11/foto-1-1.JPG" type="image/jpeg" length="95784"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gebze’de 14 Öğrenci Tavuktan Zehirlendi Şüphesiyle Hastaneye Kaldırıldı]]></title>
      <link>https://www.haberdesiniz.com/gebzede-14-ogrenci-tavuktan-zehirlendi-suphesiyle-hastaneye-kaldirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdesiniz.com/gebzede-14-ogrenci-tavuktan-zehirlendi-suphesiyle-hastaneye-kaldirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2></h2>

<p>Gebze’nin Tatlıkuyu Mahallesi’nde özel bir lisede eğitim gören 14 öğrenci, dün okul kantininde tükettikleri tavuktan sonra mide bulantısı ve kusma şikayetleri yaşadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h3><strong>Sağlık ve Polis Ekipleri Okula Sevk Edildi</strong></h3>

<p>Öğrenciler durumu öğretmenlerine bildirirken, ihbar üzerine okul kantinine sağlık ve polis ekipleri yönlendirildi. 14 öğrenci, sağlık ekipleri tarafından ilçedeki farklı hastanelere götürüldü. Yapılan açıklamada öğrencilerin sağlık durumlarının iyi olduğu belirtildi.</p>

<hr />
<h3><strong>Yetkililer İnceleme Başlattı</strong></h3>

<p>Gebze Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri, kantinde satılan tavuktan numune alarak incelemeye başladı. Olayla ilgili soruşturma ve araştırmalar devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dha</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdesiniz.com/gebzede-14-ogrenci-tavuktan-zehirlendi-suphesiyle-hastaneye-kaldirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Nov 2025 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdesinizcom.teimg.com/crop/1280x720/haberdesiniz-com/uploads/2025/11/7098838f-e446-415d-b13c-997569cea585.jpg" type="image/jpeg" length="21938"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
