Hazır giyimde fiyat odaklı rekabet yerine markalaşma, sürdürülebilir üretim ve katma değerli ihracata odaklanılacağı belirtilirken, Türkiye’nin “satın alınabilir lüksün üretim merkezi” haline gelmesinin hedeflendiği vurgulandı.
Nisan ayında gerçekleştirilen genel kurul sonrası göreve gelen yeni yönetim, ekonomi basınıyla ilk toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda sektörün mevcut sorunları, ihracattaki gerileme ve geleceğe yönelik dönüşüm planları ele alındı.
“Son 3 yılda ciddi kayıplar yaşandı”
Hazır giyim sektörünün Türkiye ekonomisi açısından stratejik öneme sahip olduğuna dikkat çeken Mustafa Paşahan, son yıllarda yaşanan ekonomik koşulların sektörü derinden etkilediğini söyledi.
Sektörde son üç yılda ihracatta milyarlarca dolarlık kayıp yaşandığını belirten Paşahan, ithalatın artmasıyla birlikte istihdamda da ciddi düşüşlerin görüldüğünü ifade etti. Tekstil ve hazır giyim sektörlerinde çalışan sayısının son yıllarda yüz binlerce kişi azaldığını kaydeden Paşahan, buna rağmen sektörün Türkiye’ye önemli ölçüde döviz kazandırmayı sürdürdüğünü söyledi.
Hazır giyim sektörünün yalnızca ekonomik değil sosyal açıdan da kritik bir rol üstlendiğini belirten Paşahan, üretimin Türkiye’nin dört bir yanında sürdüğünü ve sektörde çalışanların büyük bölümünü kadınların oluşturduğunu dile getirdi.
“Ucuz işçilikle rekabet dönemi kapandı”
Küresel pazarda eski rekabet avantajlarının zayıfladığını ifade eden sektör temsilcileri, özellikle işçilik maliyetlerindeki artışın üreticileri zorladığını belirtti. Mevcut teşvik sisteminin yetersiz kaldığını savunan yönetim, ihracatçıların daha düşük maliyetli finansmana erişebilmesi ve istihdam desteklerinin artırılması gerektiğini vurguladı.
Sektör temsilcileri, Türkiye’nin artık düşük maliyetli üretimle Asya ülkeleriyle yarışamayacağını belirterek, yeni dönemde kaliteli, sürdürülebilir ve markalı üretime yönelmenin zorunlu hale geldiğini ifade etti.
Avrupa’da yeni dönem başlıyor
Hazır giyim sektöründe Avrupa merkezli dönüşümün hızlandığına dikkat çekilirken, “kullan-at” anlayışının yerini daha uzun ömürlü ve sürdürülebilir ürünlere bıraktığı belirtildi. Önümüzdeki süreçte büyük hacimli siparişler yerine hızlı, kontrollü ve esnek üretim modelinin öne çıkacağı kaydedildi.
Türkiye’nin coğrafi avantajı, üretim hızı ve güçlü altyapısıyla bu dönüşümde önemli bir rol üstlenebileceği ifade edilirken, sektörün “hız, kalite ve erişilebilir lüks” ekseninde yeniden konumlandırılacağı vurgulandı.
Hedef: Güçlü marka, yüksek katma değer
Yeni dönemde yalnızca üretimin değil markalaşmanın da öncelikli alanlardan biri olacağı açıklandı. Bu kapsamda uluslararası pazarlarda Türk hazır giyim sektörünün görünürlüğünü artıracak yeni çalışmaların başlatıldığı belirtildi.
Sektör temsilcileri, küresel pazarda güçlü bir konum elde etmek için kamu ve özel sektör iş birliğinin artırılması gerektiğini ifade ederken, Avrupa Birliği’nin yeni ticaret anlaşmalarının sektöre etkilerine karşı da uzun vadeli bir strateji hazırlanması çağrısında bulundu.